Hava Durumu

Haramilere karşı Güçlü İttifaklar Zamanı

Yazının Giriş Tarihi: 25.03.2026 20:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.03.2026 20:19

Bölgemizdeki yeni savaşı eski kavramlarla okuyamazsınız. Soğuk Savaş’ın donmuş kelimeleriyle bu yangının dilini çözemezsiniz. Geçen yüzyılın siyaset kitapları, bugünün hakikatini açıklamakta kifayetsizdir. Artık dünya başka bir evreye girmiştir: hukukun değil gücün konuştuğu, ilkelerin değil çıkarların hüküm sürdüğü bir çağ… Yeni bir dünya kuruluyor ve bu dünyada tarih bir kez daha kazananların kalemiyle yazılacaktır…

Ortadoğu’da başlayan bu yangın, yalnızca bölgesel bir kriz değildir; bu, küresel düzenin sancılı doğumudur. Bugün Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan bir tedirginlik hâkimdir ve savaşın yankısı sınır tanımamaktadır. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in dahi bu savaşı “siyasi açıdan feci bir hata” olarak nitelemesi, sadece bir eleştiri değil, yaklaşan büyük kırılmanın Avrupa’daki yansımasıdır.

ABD’yi rehin alan siyonist akıl tarafından başlatılan bu savaş, yalnızca şehirleri değil, güven duygusunu da yıkmıştır. Dünya artık şunu açıkça görmektedir: hiçbir güç, hiçbir antlaşma mutlak güvenilir değildir. Bu nedenle Japonya’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada ülkeler, başkalarının silahına bel bağlamak yerine kendi savunma sanayilerini kurmanın zaruretine inanmaktadır. Bu yeni yönelim, kaçınılmaz olarak açık ya da örtülü bir nükleerleşme dalgasını da beraberinde getirecektir.

Fakat asıl soru hâlâ ortadadır: hedef gerçekten İran mıdır, yoksa bu yalnızca daha büyük bir tasarımın ilk perdesi midir? “Yeni Ortadoğu” söylemi, meselenin bir ülkeyle sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Eğer hedef yalnızca İran olsaydı, “yeni İran” denirdi; fakat kullanılan dil, coğrafyaların yeniden şekillendirileceğini ima etmektedir. Bu durum, yaşananların bir son değil, küresel ölçekte bir başlangıç olduğunu göstermektedir. Nitekim Avrupa’dan yükselen sesler de bu kırılmayı teyit eder niteliktedir; Almanya Enerji Bakanı tarafından nükleer santrallerin kapatılmasının “büyük bir hata” olarak değerlendirilmesi, yalnızca bir enerji politikası eleştirisi değil, aynı zamanda yeni dönemin sert gerçekleriyle yüzleşmenin ifadesidir.

Bugün tartışılan mesele yalnızca sınırlar değildir; asıl tartışma, rejimlerin kaderi üzerinedir. Bilge siyaset lideri Devlet Bahçeli, bölgede sıkça dile getirilen rejim değişikliği senaryolarına farklı bir perspektif kazandırarak, asıl değişimin İsrail’de olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu yaklaşım, Benjamin Netanyahu’nun izlediği politikaların yalnızca Filistin’i değil, tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen bir mahiyet taşıdığına işaret eder. Bahçeli’nin bu vurgusu, bölgedeki kırılmanın gerçek kaynağına dair güçlü bir işaret sunmakta; uluslararası aktörlerin süreci daha dikkatli, daha sorumlu bir bakışla değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Zira bugün izlenen politikalar, yalnızca bir ülkenin sınırlarını değil, bütün bir coğrafyanın dengelerini sarsan derin bir fay hattını harekete geçirmektedir.

Bölgede haftalardır süren çatışmalar, yalnızca askeri bir gerilim değil, çok katmanlı bir güvenlik krizidir. Silahların gürültüsü kadar zihinlerin savaşı da sürmektedir. Bu tablo karşısında verilebilecek en güçlü cevap ise açıktır: güçlü ve gerçekçi ittifaklar. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar arasında oluşabilecek bir birlik, yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir.

“Yeni Ortadoğu” söylemi, aslında bir vizyon değil, geniş kapsamlı bir projedir. Bu proje yalnızca İran’ı değil, Körfez’i, Avrupa’yı ve hatta küresel ekonomiyi içine alan bir yeniden dizayn sürecini işaret etmektedir. Amaç; dünyayı ekonomik krizlerle yormak, zayıflatmak ve ardından yeniden şekillendirmektir. Bu yönüyle savaş, artık coğrafyaların değil, sistemlerin savaşına dönüşmüştür.

Hasıl-ı kelâm, dünya bu oyunu görmektedir; ancak görmek yetmez. Bu hukuksuz ve yıkıcı düzene karşı durabilecek tek güç, ortak iradedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir” sözü, yalnızca bir tespit değil, aynı zamanda bir hazırlığın ilanıdır. Bu hazırlığın anlamı açıktır: tarih yeniden yazılırken, bu kez kaybeden olmayacağız. Asla…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.