Yüne karşı bir savaş var.Karşı kulvarda sentetik ve hormonlu giysiler… Bir de başrol oyuncumuz: Elyaf.
*Bir İngiliz oyununa daha hoş geldiniz.*
İngiltere Kralı’nın 30 yıl önce başlattığı elyaf, “mucize ürün” adı altında dev bir reklam kampanyasıyla dünyaya sunuldu. Göz kamaştırıcı bu tanıtımların etkisiyle insanlar yavaş yavaş doğal olandan uzaklaştırıldı.
Elyaf;modernliğin sembolü gibi pazarlandı.
Bu süreçte sağlıklı yünlerimiz (eski, zahmetli, maliyetli…)diye küçümsendi. Bu da yetmedi, zamanla zararlı ve çağ dışı gibi gösterilmeye başlandı.
Soru basit:
Bu kadar sağlıklı bir ürün neden sistemli biçimde geri plana itildi?
Çünkü yön değişti: doğal olan değil, ucuz ve kontrol edilebilir olan tercih edildi.
Zamanla sonuçlar görünür hâle geldi. Bugün alerji artık sıradan bir rahatsızlık değil; kitlesel bir probleme dönüşmüş durumda. İnsanlar yediklerine, giydiklerine ve hatta yaşadıkları ortama karşı bile ciddi tepkiler veriyor.
Oysa tarih boyunca insan bedeni doğalla uyum içinde yaşardı. İbn-i Sina yünü sadece bir tekstil değil, bir şifa aracı olarak görüyordu:
*Bir zamanlar yün, hastalığın değil sağlığın parçasıydı.*
Uykuya önem verenler bilir: yün yorganın ağırlığı tesadüf değildi. O baskı vücudu sarar, sinir sistemini yatıştırır, daha derin bir uyku sağlardı.
Bugün ise yerine ne geldi?
Sentetik, nefes almayan, petrol türevli elyaflar.
Elyaf dediğimiz şey çoğunlukla (petrol karışımı sentetik bir üretimdir). Ucuz üretilir, pahalıya satılır ve “kaliteli” diye pazarlanır. Algı yönetimi burada devrededir.
Bugün insanlar aynı soruyu soruyor:
“Uykum neden bozuk?”
“Alerjim neden arttı?”
“Neden sürekli stres altındayım?”
Cevaplar çok basitmiş gibi gösteriliyor. Ama sistematik değişim görmezden geliniyor.
Gerçek şu:
Doğal olan geri çekildikçe, bedenin dengesi de bozuluyor.
*Ve en tehlikelisi:*
*Buna alışmamız isteniyor.*
Ama bilinçli insan için mesele nettir:
Reklamla parlatılan her şey sağlıklı değildir.
Ve her “ilerleme” gerçekten ilerleme olmayabilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Seher ZAĞLI
Yüne Açılan Savaş
Yüne karşı bir savaş var.Karşı kulvarda sentetik ve hormonlu giysiler… Bir de başrol oyuncumuz: Elyaf.
*Bir İngiliz oyununa daha hoş geldiniz.*
İngiltere Kralı’nın 30 yıl önce başlattığı elyaf, “mucize ürün” adı altında dev bir reklam kampanyasıyla dünyaya sunuldu. Göz kamaştırıcı bu tanıtımların etkisiyle insanlar yavaş yavaş doğal olandan uzaklaştırıldı.
Elyaf;modernliğin sembolü gibi pazarlandı.
Bu süreçte sağlıklı yünlerimiz (eski, zahmetli, maliyetli…)diye küçümsendi. Bu da yetmedi, zamanla zararlı ve çağ dışı gibi gösterilmeye başlandı.
Soru basit:
Bu kadar sağlıklı bir ürün neden sistemli biçimde geri plana itildi?
Çünkü yön değişti: doğal olan değil, ucuz ve kontrol edilebilir olan tercih edildi.
Zamanla sonuçlar görünür hâle geldi. Bugün alerji artık sıradan bir rahatsızlık değil; kitlesel bir probleme dönüşmüş durumda. İnsanlar yediklerine, giydiklerine ve hatta yaşadıkları ortama karşı bile ciddi tepkiler veriyor.
Oysa tarih boyunca insan bedeni doğalla uyum içinde yaşardı. İbn-i Sina yünü sadece bir tekstil değil, bir şifa aracı olarak görüyordu:
• Lohusa kadınlarda pavak yünü (tiftik yünü)
• Yaralarda sargı bezi olarak kaba yünler
• Hassas tedavilerde yumuşak hazım yünü
*Bir zamanlar yün, hastalığın değil sağlığın parçasıydı.*
Uykuya önem verenler bilir: yün yorganın ağırlığı tesadüf değildi. O baskı vücudu sarar, sinir sistemini yatıştırır, daha derin bir uyku sağlardı.
Bugün ise yerine ne geldi?
Sentetik, nefes almayan, petrol türevli elyaflar.
Elyaf dediğimiz şey çoğunlukla (petrol karışımı sentetik bir üretimdir). Ucuz üretilir, pahalıya satılır ve “kaliteli” diye pazarlanır. Algı yönetimi burada devrededir.
Bugün insanlar aynı soruyu soruyor:
“Uykum neden bozuk?”
“Alerjim neden arttı?”
“Neden sürekli stres altındayım?”
Cevaplar çok basitmiş gibi gösteriliyor. Ama sistematik değişim görmezden geliniyor.
Gerçek şu:
Doğal olan geri çekildikçe, bedenin dengesi de bozuluyor.
*Ve en tehlikelisi:*
*Buna alışmamız isteniyor.*
Ama bilinçli insan için mesele nettir:
Reklamla parlatılan her şey sağlıklı değildir.
Ve her “ilerleme” gerçekten ilerleme olmayabilir.