Son zamanlarda neredeyse her gün yeni bir konkordato haberi duyuyoruz. Sayı artıyor, güven azalıyor. İnsan ister istemez soruyor: Gerçekten bu kadar firma batıyor mu, yoksa bazıları bu işi fırsata mı çeviriyor?
Konkordato aslında zor durumdaki firmalar için bir nefes alma yoludur. Yani gerçekten sıkıntı yaşayan için bir çıkış kapısı.
Buna söz yok.
Ama bugün gelinen noktada bazı şeyler soru işareti bırakıyor. Çünkü bir yandan “sektör bitti, ayakta kalamıyoruz” diyenleri görüyoruz, diğer yandan aynı firmaların başka yatırımlara yöneldiğini duyuyoruz.
Tabii ki herkesi aynı kefeye koymak doğru değil. Ekonomi zor, maliyetler yüksek, işler eskisi gibi değil. Gerçekten ayakta kalmakta zorlanan çok firma var. Ama mesele sadece kriz değil. İşin içinde yönetim hatası da var, kısa vadeli düşünmek de var, iş ahlakı da var.
Sağlık, gıda ve giyim gibi sektörler kolay kolay bitmez.
İnsan olduğu sürece bu alanlar var olmaya devam eder. Ama bu, her firmanın ayakta kalacağı anlamına gelmez. İşini düzgün yapan kalır, yapamayan elenir.
Rahatsız eden kısım şu: Konkordatonun bazıları için bir kaçış yolu gibi görülmesi. Borcunu ödemeden süreci kullanıp yoluna devam edenler, çalışanını ve alacaklısını mağdur edenler… Bunlar güveni sarsıyor.
Daha da düşündüren durumlar var. Burada “battık” denirken, başka ülkelerde yeni işler kurulduğunu duyuyoruz. İnsan sormadan edemiyor: Bu gerçekten batış mı, yoksa başka bir plan mı?
Bu işin denetimi ayrı konu. Ama en önemlisi, iş yapanın kendi duruşu. Çünkü güven kaybolursa sadece bir firma değil, bütün sektör zarar görür.
Belki de mesele çok basit: Zor zamanlar kısa yolları değil, sağlam durmayı gerektirir. İş ahlakı dediğimiz şey tam da böyle zamanlarda belli olur. Kalıcı olan da zaten bu olur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Seher ZAĞLI
Konkordato Sarmalı: Kriz mi, Fırsat mı?
Son zamanlarda neredeyse her gün yeni bir konkordato haberi duyuyoruz. Sayı artıyor, güven azalıyor. İnsan ister istemez soruyor: Gerçekten bu kadar firma batıyor mu, yoksa bazıları bu işi fırsata mı çeviriyor?
Konkordato aslında zor durumdaki firmalar için bir nefes alma yoludur. Yani gerçekten sıkıntı yaşayan için bir çıkış kapısı.
Buna söz yok.
Ama bugün gelinen noktada bazı şeyler soru işareti bırakıyor. Çünkü bir yandan “sektör bitti, ayakta kalamıyoruz” diyenleri görüyoruz, diğer yandan aynı firmaların başka yatırımlara yöneldiğini duyuyoruz.
Tabii ki herkesi aynı kefeye koymak doğru değil. Ekonomi zor, maliyetler yüksek, işler eskisi gibi değil. Gerçekten ayakta kalmakta zorlanan çok firma var. Ama mesele sadece kriz değil. İşin içinde yönetim hatası da var, kısa vadeli düşünmek de var, iş ahlakı da var.
Sağlık, gıda ve giyim gibi sektörler kolay kolay bitmez.
İnsan olduğu sürece bu alanlar var olmaya devam eder. Ama bu, her firmanın ayakta kalacağı anlamına gelmez. İşini düzgün yapan kalır, yapamayan elenir.
Rahatsız eden kısım şu: Konkordatonun bazıları için bir kaçış yolu gibi görülmesi. Borcunu ödemeden süreci kullanıp yoluna devam edenler, çalışanını ve alacaklısını mağdur edenler… Bunlar güveni sarsıyor.
Daha da düşündüren durumlar var. Burada “battık” denirken, başka ülkelerde yeni işler kurulduğunu duyuyoruz. İnsan sormadan edemiyor: Bu gerçekten batış mı, yoksa başka bir plan mı?
Bu işin denetimi ayrı konu. Ama en önemlisi, iş yapanın kendi duruşu. Çünkü güven kaybolursa sadece bir firma değil, bütün sektör zarar görür.
Belki de mesele çok basit: Zor zamanlar kısa yolları değil, sağlam durmayı gerektirir. İş ahlakı dediğimiz şey tam da böyle zamanlarda belli olur. Kalıcı olan da zaten bu olur.