Sosyal medyada görmesek yazmazdım diye düşünmeyin. Ben bugün benim için en kıymetli konulardan birinden bahsetmek istiyorum.
Kadına yönelik şiddet…
Her gün bir yenisi yaşanıyor. Bir süre konuşuluyor, üzülüyoruz, tepki gösteriyoruz ve sonra başka bir gündemin içinde unutulup gidiyor. Ama ben unutmak istemiyorum.
İzlediğim bir videoda, şiddet gören bir kadın çaresizlik içinde polise ulaşmaya çalışıyor. Eşinin yanında şiddet gördüğünü ve şikâyetçi olduğunu açıkça söylemeye korkuyor. Bunun yerine eliyle uluslararası yardım işaretini yapıyor. Ancak görevli polis bu işaretin anlamını bilmediği için kadının yardım talebini fark edemiyor ve durum daha da zorlaşıyor.
Aslında bu video bana başka bir şeyi düşündürdü.
Biz kadına yönelik şiddeti hâlâ yalnızca yaşandıktan sonra konuşuyoruz. Oysa mesele sadece şiddet uygulayan kişiye verilecek ceza değil. Mesele, şiddet yaşanmadan önce fark edebilmek, önleyebilmek ve bir kadının yardım çığlığını duyabilmek.
Cezaların caydırıcılığı, koruyucu mekanizmaların etkinliği ve uygulamadaki eksiklikler yeniden ele alınmalı.
Ama yalnızca devletten ve yasalardan bekleyemeyiz.
Bütün apartman sakinleri, bütün sokaklar, bütün mahalleler birbirine sahip çıkmalı. Yan daireden gelen bir çığlığı, üst kattan duyulan bir yardım sesini, komşusunun yüzündeki korkuyu görmezden gelmemeliyiz.
Polislerimiz, sağlık çalışanlarımız ve kamu görevlilerimiz uluslararası yardım işaretleri konusunda eğitilmeli. Bir kadının konuşamadığı yerde kendisini ifade edebileceği yolları herkes bilmeli.
Çünkü kızlarımız bizim çocuklarımız, annelerimiz bizim annelerimiz, kardeşlerimiz bizim kardeşlerimiz.
Ve unutmayalım; şiddete uğrayan kadınlar başkaları değil, aslında biziz.
Bugün bir başkasının yaşadığına sessiz kalırsak yarın bizim sesimizi duyacak kimseyi bulamayabiliriz.
Artık sadece üzülmek, paylaşmak ve birkaç gün sonra unutmak istemiyorum.
Farkında olalım. Öğrenelim. Öğretelim. Birbirimize sahip çıkalım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Füsun Deniz YILMAZ
Kadına yönelik şiddet…
Sosyal medyada görmesek yazmazdım diye düşünmeyin. Ben bugün benim için en kıymetli konulardan birinden bahsetmek istiyorum.
Kadına yönelik şiddet…
Her gün bir yenisi yaşanıyor. Bir süre konuşuluyor, üzülüyoruz, tepki gösteriyoruz ve sonra başka bir gündemin içinde unutulup gidiyor. Ama ben unutmak istemiyorum.
İzlediğim bir videoda, şiddet gören bir kadın çaresizlik içinde polise ulaşmaya çalışıyor. Eşinin yanında şiddet gördüğünü ve şikâyetçi olduğunu açıkça söylemeye korkuyor. Bunun yerine eliyle uluslararası yardım işaretini yapıyor. Ancak görevli polis bu işaretin anlamını bilmediği için kadının yardım talebini fark edemiyor ve durum daha da zorlaşıyor.
Aslında bu video bana başka bir şeyi düşündürdü.
Biz kadına yönelik şiddeti hâlâ yalnızca yaşandıktan sonra konuşuyoruz. Oysa mesele sadece şiddet uygulayan kişiye verilecek ceza değil. Mesele, şiddet yaşanmadan önce fark edebilmek, önleyebilmek ve bir kadının yardım çığlığını duyabilmek.
Cezaların caydırıcılığı, koruyucu mekanizmaların etkinliği ve uygulamadaki eksiklikler yeniden ele alınmalı.
Ama yalnızca devletten ve yasalardan bekleyemeyiz.
Bütün apartman sakinleri, bütün sokaklar, bütün mahalleler birbirine sahip çıkmalı. Yan daireden gelen bir çığlığı, üst kattan duyulan bir yardım sesini, komşusunun yüzündeki korkuyu görmezden gelmemeliyiz.
Polislerimiz, sağlık çalışanlarımız ve kamu görevlilerimiz uluslararası yardım işaretleri konusunda eğitilmeli. Bir kadının konuşamadığı yerde kendisini ifade edebileceği yolları herkes bilmeli.
Çünkü kızlarımız bizim çocuklarımız, annelerimiz bizim annelerimiz, kardeşlerimiz bizim kardeşlerimiz.
Ve unutmayalım; şiddete uğrayan kadınlar başkaları değil, aslında biziz.
Bugün bir başkasının yaşadığına sessiz kalırsak yarın bizim sesimizi duyacak kimseyi bulamayabiliriz.
Artık sadece üzülmek, paylaşmak ve birkaç gün sonra unutmak istemiyorum.
Farkında olalım. Öğrenelim. Öğretelim. Birbirimize sahip çıkalım.