Yalnızca 14 sayfalık bir deftere sahipsindir.
Ne yazarsan, hayatına anı olarak onlar kalacaktır.
Henüz 14 bahar görmüşsündür.
Mevsimleri saymayı yeni öğrenirken, dünyanın ağırlığını bilmezsin.
14 yaşındaki bir çocuk, öğle vakti annesinin yanına uzanacak kadar küçük,
annesinin kokusuyla sakinleşecek kadar masumdur.
Taciz…
Şiddet…
Cinayet…
Bu kelimeler bir çocuğun sözlüğünde olmamalıdır.
Onlar, yetişkinlerin bile taşımakta zorlandığı karanlık yüklerdir.
Oysa 14 yaş, bir defterin kenarına çizilen kalplerin yaşıdır.
Bir şarkıyı başa sarıp tekrar tekrar dinlemenin,
arkadaşına küstüm deyip ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi gülmenin yaşıdır.
Bir çocuk, en çok evinde güvende olacağını sanır.
Kapıyı kapattığında dünyanın kötülüğü dışarıda kalacak zanneder.
O kapının ardında bir baba varsa, korkunun asla içeri girmeyeceğine inanır.
Ama bazen, en büyük karanlık, bir çocuğun “baba” dediği yerden sızar.
Henüz 14 bahar görmüş bir kız çocuğu…
Kendi evinde, kendi odasında, kendi hayatında korunması gerekirken,
en güvendiği kişi tarafından incitildi.
Ve bir gün, o küçük kalp, artık dayanamayacağı bir korkunun içinde sustu.
Şimdi geriye, yarım kalmış bir defter kaldı.
Belki son sayfasında tamamlanmamış bir cümle,
belki köşesine çizilmiş küçük bir çiçek,
belki de hâlâ kurumasını bekleyen bir çocukluk.
Biz bugün bir haberi okur gibi geçip gidebiliriz.
Ama o, sadece bir haber değildi.
O, 14 bahardı.
Ve biz, bir çocuğu koruyamadık.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Füsun Deniz YILMAZ
14 BAHAR
Yalnızca 14 sayfalık bir deftere sahipsindir.
Ne yazarsan, hayatına anı olarak onlar kalacaktır.
Henüz 14 bahar görmüşsündür.
Mevsimleri saymayı yeni öğrenirken, dünyanın ağırlığını bilmezsin.
14 yaşındaki bir çocuk, öğle vakti annesinin yanına uzanacak kadar küçük,
annesinin kokusuyla sakinleşecek kadar masumdur.
Taciz…
Şiddet…
Cinayet…
Bu kelimeler bir çocuğun sözlüğünde olmamalıdır.
Onlar, yetişkinlerin bile taşımakta zorlandığı karanlık yüklerdir.
Oysa 14 yaş, bir defterin kenarına çizilen kalplerin yaşıdır.
Bir şarkıyı başa sarıp tekrar tekrar dinlemenin,
arkadaşına küstüm deyip ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi gülmenin yaşıdır.
Bir çocuk, en çok evinde güvende olacağını sanır.
Kapıyı kapattığında dünyanın kötülüğü dışarıda kalacak zanneder.
O kapının ardında bir baba varsa, korkunun asla içeri girmeyeceğine inanır.
Ama bazen, en büyük karanlık, bir çocuğun “baba” dediği yerden sızar.
Henüz 14 bahar görmüş bir kız çocuğu…
Kendi evinde, kendi odasında, kendi hayatında korunması gerekirken,
en güvendiği kişi tarafından incitildi.
Ve bir gün, o küçük kalp, artık dayanamayacağı bir korkunun içinde sustu.
Şimdi geriye, yarım kalmış bir defter kaldı.
Belki son sayfasında tamamlanmamış bir cümle,
belki köşesine çizilmiş küçük bir çiçek,
belki de hâlâ kurumasını bekleyen bir çocukluk.
Biz bugün bir haberi okur gibi geçip gidebiliriz.
Ama o, sadece bir haber değildi.
O, 14 bahardı.
Ve biz, bir çocuğu koruyamadık.