Hava Durumu

TELEVİZYON HOCALIĞI

Yazının Giriş Tarihi: 21.03.2026 14:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 14:46

Televizyon temel yapısı itibariyle seyirlik bir teknolojidir. Film, dizi, belgesel, haber, spor müsabakaları, müzik yayınları ve yarışma içerikleri ile görselliğin hakim olduğu, kamera kaydına konu yapımları meraklısıyla buluşturan elektronik endüstrisinin belki de bir numaralı cihazıdır. Esas fonksiyonu temâşâ üzerine kurulu olmakla beraber haber bültenleri, siyâsî tartışma programları, din, tarih, sağlık, kültür-sanat, ekonomi meselelerini konu edinen sohbet ya da söyleşi konseptli yayınlar bilgilenme ciheti seyir yönüne gâlip olan TV yapımlarıdır ve toplumun enforme edilmesinde mühim bir vasıtalılık icra ederler.

“Sana mı inanayım gördüğüme mi?” şeklinde dile getirdiğimiz hakikatte olduğu gibi vâkıâlara ve güncel hâdiselere ilişkin görmeye dayalı bilgi, salt haber almaya, işitmeye, dokunmaya dayalı bilgiden daha katî ilim vesilesi olduğundan haber verilenin aynı zamanda görüntü olarak arzı televizyonu câzip ve güvenilir kılar. Bu sebeple bir Arap atasözünde “Leysel ilmü kel ıyân” (ilim görmek gibi değildir) denmiş ve oluşlar hakkında müşahedeye dayalı bilginin ihbâra müstenid bilgiye üstünlüğü vurgulanmıştır. Fakat ilmî, fikrî ve kültürel meselelerde okuma, dinleme, sual sorma ve müzâkere etmenin ihtisas açısından daha lüzumlu olduğu açıktır. Bu nedenle televizyon ekranları aracılığıyla tâlim tedris faaliyeti yapmak, herhangi bir ilim dalının tüm çerçevesini izleyiciye nakletmek pek mümkün değildir. Bu meyanda bir dönem Anadolu Üniversitesi-TRT iş birliği ile yayınlanan Açık Öğretim Fakültesi derslerinin yavanlığını ve faydasızlığını, verilmeye çalışılan dil eğitiminin vasatlığını hatırlamak yeterli olacaktır.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlama iyi niyetleriyle yürürlüğe konan bu projelerden pek bir netice alınamamıştır. Çünkü televizyon böyle bir fonksiyonu icrâya münâsip bir teknoloji değildir. Evet bir ortaokul, lise ya da üniversite sınıfındaymış gibi ders verilen bu format internet teknolojisinin de gelişmesiyle artık yürürlükten kalkmıştır. Ama insanımızın genelinin merak duyduğu din, tarih, siyaset, ekonomi ve psikoloji gibi alanlarda haber veya söyleşi formatıyla bilgilendirme projeleri gerek devlet kanalları gerek özel kanallar aracılığıyla halen yapılmakta ve halka arz edilmektedir.

Tarihçi yazar İlber Ortaylı’nın vefatı vesilesiyle mezkûr programların artık sabit hale gelmiş ve birikimini şöhrete dönüştürmüş uzman konuklarına dâir birkaç hususu bu sütuna taşımak istedim:

1- Öncelikle bilinmelidir ki bir uzmanın bilgilendirme içerikli televizyon programlarına çıkması ya da çıkartılması o kişinin sahasının en iyisi olduğunu göstermez. Televizyon ekranları akademik anlamda daha çok ve derin bilene değil ihtisas konularını avamın idrak seviyesine daha iyi indirgeyebilene açıktır. Ağzı iyi laf yapmayan, iddiâlı ve sansasyonel olmayan, zaman zaman polemik üretmeyen, dedikoduya meyletmeyen, sahasının diğer isimlerine sataşmayan konuk uzman sıkıcıdır ve reytingler açısından umulanı vermeyebilir.

2- Avamın anlama seviyesi için vülgarize edilen bilgiler hakikati kesin ifade vasfından uzaklaşır, aşınır ve hatta magazinleşir. Hususiyle sağlık ve diyet içerikli programların bilimsel tıbbî verilerin değerlendirilmesinden başlayıp gıda takviyelerine, oradan alternatif tıbba kayması ve adeta beklentiye göre şekillenmesi ve izleyici tarafından iştahla tüketilmesi ibretliktir.

Hayatının hiçbir aşamasında esaslı dînî eğitim almamış izleyicinin haftalık cuma gecesi yayınları, yılda bir primetime konan kandil geceleri ve Ramazan programları vasıtasıyla sahih dinî bilgiyi temin edeceğini düşünmek saflık olur. Zira bu sahada da hoca seçimi kanalların sahiplerinin ya da idarecilerinin dünya görüşüne, ideolojilerine göre değişmekte, kiminde gelenekçi kiminde modernist hocalar kiminde deist ya da ateist teologlar milletin din dünya tasavvurlarını alt üst edebilmektedir.Benzer şekilde tarih alanı da ideolojik cephelerin istismar ve meşruiyet alanı olmakla ekranlar için seçilen uzman isimler genelde farklı dünya görüşlerinin propagandistleri veya en azından reklam yüzleri kılınmaktadır. Muhatap kitle genel izleyici olunca hâkim ve baskın olan tarih ve kültür telakkisini tekrar edip duran bu isimler, ideolojilerin ve kasıtlı yalanların gölgelediği hakikatleri ifşâ etme adına televizyon ekranlarında hiçbir pozitif katkı üretememekte, kendi egolarının tatmini, genel itibarlarının tahkimi ve şöhretlerinin tezyidi ile meşgul olmaktadırlar. Böyle bir işe akademik sahadaki gerçek değerlerin tenezzül etmeyecekleri, yoğun meşguliyetleri içinde vakit ayıramayacakları, indirgenmiş, zaten kabul edilmiş mâlûmât düzeyine iltifat etmeyecekleri açıktır.

Televizyon uzmanlığı genele yönelik bir teknik yeterlilik olup pratisyen hekimlik gibi vasat ya da düşük bir ilmî seviyeyi işaret eder. Dînî sahada Yaşar Nuri Öztürk ile başlayan bu format Zekeriya Beyaz, Mustafa İslamoğlu, Nihat Hatipoğlu, Ahmet Mahmut Ünlü, Mehmet Okuyan, Mustafa Karataş, İhsan Eliaçık, Abdülaziz Bayındır, Alparslan Kuytul gibi isimlerle sürdürülmekte ve toplumdaki dînî seviye açığı ideolojik sapma ve saptırmaların mecrası haline getirilmektedir.

Bir zamanlar tarih ve siyaset, Arena, Ceviz Kabuğu, Siyaset Meydanı, 32. Gün, Teke Tek, Tarihin Arka Odası, Öteki Gündem ve benzeri formattaki programlar aracılığıyla hakim güçlerin elinde toplum mühendisliğinin inşâ aletleri gibi kullanılmış, her devrin adamları mevcut konjonktürün memnuniyetine göre hakikatleri kimi zaman kısık sesle korkarak söylemişler, kimi zaman tevillerle eğip bükmüşler, kimi zaman bile isteye örtmüşler, kimi zaman yeniden şekil vermişlerdir. İlber Ortaylı, Murat Bardakçı, Erhan Afyoncu, Fatih Altaylı, Pelin Batu, Muazzez İlmiye Çığ, Nurhan Atasoy gibi sahasının ehliyetlisi olan ve olmayan isimler bir arada sâbit ekran yüzleri olmuşlardır.

3- Din, tarih, kültür medeniyet, siyâset, hukuk, psikoloji ve tıp gibi sahaların hakîkî mütehassısları hakikati tüm yönleriyle tebliğ ve talim için televizyon ekranlarının doğru mecralar olmadığını bilirler. Tümüyle faydadan hâlî görmedikleri için de yer yer bilgilendirme ve merak salma gösterileri yaparlar ama ihtilaflı, muhataralı meseleleri avam önünde teşhir masasına yatırmaktan ictinâb ederler. Mevzunun gerektirdiği ıstılah ve lisan seviyesini tartamayacaklar önünde “ne kadar câhilsiniz” küstahlıklarına tevessül etmezler. Bu sebeple Fuat Sezgin’i, Halil İnalcık’ı, Mehmet Genç’i, Kemal Karpat’ı, Semâvi Eyice’yi televizyon ekranlarından tanıma şansı olmaz. Aynı şekilde Hukuk ve Din sahasında da ekranlardan uzak lakin alanının tartışmasız otoritesi olmuş isimleri saymak mümkündür. Lakin lüzumsuzdur. Zira maksat hasıl olmuştur.

Hulâsâ edecek olursak: Televizyon bir mâlûmât elde etme ve genel kültür takviyesi aracı olabilir ama ilim tahsil etme ya da bir sahada yetkinleşme mecrası değildir. Ekranlarda sık görülen yüzler umumun teveccühüne mazhar olup şöhret bulsalar da çoğunlukla sahalarının en iyileri değillerdir. Bu yüzler genelde bilim üreten, temel metin niteliğinde eser verenlere değil sunumları genel izleyici tarafından hızlı tüketilebilen kişilere aittir. İlim, zekâ ve kâbiliyetini bir dönemin değil her dönemin istifadesine sunmak niyetinde olanlar kütüphanelerde, arşivlerde, labaratuarlarda, enstitülerde şöhret gayesinden âzade diz çürüten, kafa patlatan fedâkar ve çalışkan insanlardır.

4- Genel manzara bu olmakla beraber yapımcı ve moderatörlerin bilgi ve kültür seviyelerine göre sahasının en mütehassıs isimleri bazı programlarda misafir edilebilmekte, alanlarını tecavüz etmeksizin birikimlerini kamuoyuyla paylaşabilmektedirler. Reyting kaygısı taşımaksızın hayata geçirilen bu prodüksiyonlar muhatabını arayan ve takdir edilmesi gereken kıymetli projelerdir.

Bir kültür sanat kanalı olan TRT-2’nin ve bazı özel kanalların istisna programları, yayın politikası ve içerikleriyle şayan-ı takdirdir. Ekseriyeti sahasının ehli kişilerce yapılan belgesel, bilgisel,söyleşi formatındaki bu programlar yetkin ve seçkin konuklarıyla en son zikrettiğim tespitin güzel numuneleridir. En azından bu gerçeklerin farkında olan TV izleyicisi olmamız temennisiyle...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.