Hava Durumu

SADEDE GELİNEMEYEN KÖR DÖĞÜŞÜ:İSMET ÖZEL IRKÇI MI?

Yazının Giriş Tarihi: 26.01.2026 16:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 16:36

Halep-Musul, Batı Trakya, Batum, Adalar, Kıbrıs gibi tavizler verilmiş olsa da hududları misâk-ı millî ile belirlenmiş devletimizin her vatandaşı takdir edecektir ki bu ülkenin yıllardır devam eden en temel, kronik ve travmatik meselesi güneydoğumuzdaki etnik kökenli terördür.

PKK terörü denince de mevzu ister istemez Türk/Kürt karşıtlığı şeklinde ele alınmaya müsait hâle gelir. Bu sebeple hassas münevverler, şuurlu siyâsîler ve sorumlu gazeteciler terör örgütüyle Kürt vatandaşlarımız arasında bir ayniyet telakkisinin oluşmamasına ihtimam gösterir, vatanına ve bayrağına sâdık Kürt kardeşlerimizi incitmekten ihtizar ederler.

Bu yazının mevzusu PKK terörü ve sosyolojik tesirleri olmadığı için probleme kısaca temas edip asıl konuya gelmek istiyorum.80’li yıllardan beri ülkemizin sırtında iktisadi bir kambur , milletimiz için ayrıştırıcı bir fitne olan bu dertle mücadelede hayli mesafe alınmış ve PKK’nın 2025 itibariyle silah bırakması ve kendini feshinden sonra tüm bölge halkı bir daha umutlanmıştır.

Lakin Terörsüz Türkiye sürecinin geldiği nihai noktada, Suriye’deki YPG/SDG unsurlarının silah bırakması ve örgütün Irak ve Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir Kürt Devleti kurma talep ve davasından vaz geçmesi Devletimiz tarafından katî bir şart olarak ortaya konmuş, Suriye Yönetimiyle sağlanan konsensüs ile gerekirse sert bir askerî müdahalede bulunulacağı terör örgütüne iletilmiştir.

Hal böyle olunca ülkemizde siyâsî görüşü Kürt ırkçılığına yada milliyetçiliğine dayalı olan ve silahlı mücadeleyi Bağımsız Kürdistan idealinin tahakkuku için kaçınılmaz ve elzem gören gurup ve partiler Türkiye’mizin bu talebine tepki göstermişlerdir.

Buraya kadar her şey normalken enteresan bir şey oldu. Muhafazakar cenahın tanınan ve önde gelen isimlerinden şâir, mütefekkir, yazar İsmet Özel Bey’in Türk ve Müslüman mefhumları hakkındaki mülâhazaları sîyasî gelişmeler bağlamında yeniden gündem oldu. İsmet Bey’in fikirlerinin son tahlilde ırkçılık olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, farklı mecralarda dile getirdiği tezinin Türklüğün üstün ırk olduğu iddiasını taşıyıp taşımadığı , bu telakkîlerin kavmiyetçiliği men eden dine muhalefet anlamına gelip gelmediği, Müslüman Kürt vatandaşlarımızı ötekileştirme veya küçültme tavrı içerip içermediği sosyal medyada sert bir tonda tartışılmaya başlandı.

İsmet Özel Bey’in ve münâzaranın taraflarının ne dedikleri noktasında tafsilata girmeden mevzuyu ilkesel seviyede ele alıp âcizane fikrimi beyan ihtiyâcı hissettim.

Zîrâ öyle görülüyor ki ihtilâfın odak noktası kelimelere verilen manâlar ile mefhumlar için yapılan târifler. Anlam ve tanımlamalarda müştereklik olmadığı için tartışma mecrâsına oturmuyor ve bir neticeye varılamıyor.

İsmet Beyin takipçileri ırkçılık ithamını reddederken bu ithama sebep olan beyanlardaki Türk mefhumunun genel okuyucu tarafından doğru anlaşılmadığını, yazar ya da mütefekkirin bu kelimeyi kullanırken farklı bir mânâ ve tarif çerçevesi içinde konumlandığını, Türklüğü bir ırk değil “vasıf ve karakter” olarak ele aldığını ifade ediyorlar. Doğru da söylüyorlar.

Fakat samimi olmak gerekirse bu müdafaa elbette sadra şifâ olmuyor.

Olamaz da zaten. Çünkü dil ve o müşterek dile yaslanan fikir bağlamında “Kendi tanımlaması açısından doğru ve tutarlı” diye bir şey olmaz. Zîrâ lisan ve lugat, kelimelerdeki ve mefhumlardaki mânâ müşterekliği üzerine inşâ edilir. Aksi bir tavır mükâlemeyi de müzâkereyi de münâzarayı da imkansız hale getirir. Beşeriyetin binlerce yıla dayalı ittifakıyla kâmuslara ırk adı olarak girmiş kelimeyi ısrarla başka bir manâ zeminine kaydırıp ordan kafa karıştırıcı şeyler söylemek pek sıhhatli bir davranış kabul edilemez.

Bilakis bu tavır aynı zamanda samîmî bir Müslüman olduğunu beyan eden İsmet Bey ve takipçileri için sürekli kavmiyetçi olmadıklarını ispat etme ve muhatabının zihin dünyasında Türk mefhumunu yeniden inşa etme zahmeti doğurur. Çünkü beyan mübinliğini yitirmiştir. Hitapta vuzûhu baltalayan her şey fikirde ve ifâdede kaos doğurur. Bu ise usulü geçmeye ve esasa girmeye mânî olur. Hep kabukta kalınır ve öze varılamaz. Nitekim olan da maalesef budur.

“Türk” kelimesi İştigagla ve ya örfî ya da ıstılâhî nakille değil vaz’an bir ırk(etnisite) adıdır.

İsmet Bey’in kelimeyi İslâm’la özdeşletirmesinin târihi ve ictimâî sebepleri vardır ve bilhassa Müslüman Türkün tarihini doğru anlamada bu sebepleri bilmek faydalıdır. Lakin yazarın kullandığı eş anlamlılık sadece edebî bir nakildir ve bundan daha ileri bir anlam iddiâsı beyhudedir.Tutmaz.Tutmadığı gibi arıza da verir.

Kırk Hadis, Erbaîn, Hızır’la Kırk Saat, Üç Mesele gibi eserlerin müellifine karşı bir hadsizlik etmekten imtinâ ederim. Şairliğine, gözü pekliğine, istiğnâsına ve moderniteyle olan kavgasındaki cehdine sadece takdirimi arz ederim.Kadirşinas itaatsizliğini, tevarüs edilmemiş asâletini ayrıca kıymetli bulurum.

Ama kanaatim odur ki bu meselede doğru kaziye:

“Bazı Türkler Müslümandır ve bazı Müslümanlar Türk’tür.” şeklinde olmalıdır.

هُوَ سَمّٰيكُمُ الْمُسْلِمٖينَ(Hac Sûresi-78.Ayet.

“O sizi müslimîn diye isimlendirdi” ayeti varken müslümana başka isim aramaya hacet de yoktur.

“Kâfirle çatışmayı göze alan müslümana Türk denir” ifadesi şâirane bir mottodur ve şanlı tarihimizle neden iftihar etmemiz gerektiğini ve o iftiharın gerçek sebebini bize edebî üslubun gücüyle öğreten esaslı bir kibâr-ı kelamdır.

Sözün sahibi buna itiraz edebilir. Hakkıdır. Ama biz lugatı ve kelam edebilmenin imkânını muhafaza etme adına bu tevil ve tevcihi o istemese de yaparız.

Zîrâ İslâmın bidayetinden bu güne îlây-ı kelimetullah adına küffarla harb etmiş herkes Türk’tür demek hem kelimeye hem tarihe hem lügatlara işkence etmektir. İşkence ise iyi bir şey değildir. Üstad meseleye “Türk” kelimesinden değil de “millet” kelimesinin etimolojisinden hareketle yaklaşsa elbette daha isabetli olurdu. Ama orjinallik sağlamazdı. Çünkü bu yaklaşım kadim tefsir eserlerimizde mevcut olup söylenmemiş bir hakikat değildir.

Kimse gelemiyor ama ben artık sadede geleyim:İsmet Özel elbette ırkçı değildir. Hatta ırkçılık ithâmında bulunanlar kadar bile ırkçı değildir. Yanlış anlaşılmaktadır. Ama “Türklük bir vasıf ve karakterdir” diyerek bir üst etnisite ihâmına sebep olmak, kavmiyetçilikten başı ağrımış ve hâlâ ağrıyan bu topraklarda Müslümanların vahdetine sadece zarar verir.

Kadirşinas itaatsizliğimin hoş karşılanması ümidiyle.

Vesselam…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.