Hava Durumu

Erdoğan, halefini hazırlıyor mu?

Yazının Giriş Tarihi: 04.01.2026 15:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 15:39

Hatası savâbıyla Recep Tayyip Erdoğan yüz yaşındaki cumhuriyetin siyasî tarihinde meşru siyasetle , sandıktan çıkarak ve millet iradesine yaslanarak devrim niteliğinde işler becermiş, sosyolojik ve siyasî dönüşümü hukuk içinde kalarak yapmaya muvaffak olmuş yegâne siyasî liderdir.

O, askerî vesayet odaklarıyla,kendini ülkenin hakiki sahibi zanneden ulusalcı Kemalist bürokrasiyle ve akabinde devletin bütün hücrelerine nüfuz etmiş ve paralel bir devler halini almış “cemaat” yapısıyla her türlü risk taşıyan sert bir savaş veren ve bunu azâmî ölçüde hukuk ve demokrasiye riayetle yapan gözü kara ve mert bir liderdir.

Tabi bunu yaparken bahse konu dâhilî kliklerin ardındaki Mosad,CIA ve NATO güçleriyle perde arkasında , dozunda ve rasyonel bir mücadele vermiş ve yenilmemiş, kendi varlığını kabule mecbur bırakmıştır.

Savunma sanayi ve harp teknolojilerinde dışa bağımlı kalarak terörle mücadele ve uluslar arası sahada söz sahibi olmanın mümkün olmadığını görerek bu alanlarda yaptığı yatırımlar, kurduğu ekipler ve ürettiği projelerle ülkemize çağ atlatan ve dışa bağımlılığı büyük ölçüde bertaraf edip, Türkiye’yi harp sanayiinde ihracaat yapan bir ülke seviyesine getiren de bu liderliktir.

Türkiye’yi, Karabağ, Libya, Suriye gibi sınırdışı krizlerde, ayrıca, etkin, oyun kurucu ve belirleyici hale getiren de , kendi terör sıkıntımızı içte ve dışta icra edilen kararlı askerî operasyonlarla bitme noktasına getiren şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Şehadet akidesiyle cephelerde kahramanlık destanları yazarak bu toprakları kendilerine maddi manevî vatan kılmış ama kültürel olarak bu ülkede hiç iktidara gelememiş, üstüne üstlük sürekli örselenmiş ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş muhafazakar câmiânın başını kaldırmasına, ülke yönetimine talip olmasına, temel hak ve özgürlüklerini dava etmede özgüven sahibi olmasına vesile olan kişi de tartışmasız Recep Tayyip Erdoğan’dır.

O, ülkenin kadim problemleri haline gelmiş irticâ, başörtüsü, Ayasofya, üniversite meselelerini muhafazakarlar lehine çözmüşse de daha fazlasını isteyen islamcı çevreleri bir türlü memnun edememiş, öte yandan laik/seküler çevreler tarafından ülkeyi gitgide teokratik bir rejime doğru sürüklemek ve nihayet şeriat devleti olmaya götürmekle suçlanmış , dolayısıyla kimseye yaranamamıştır.

Global ölçekteki ekonomik krizin ülkemizi de hayli yıprattığı, pandemi ve depremle de iyice dengesi bozulan ekonomiye ve yirmiüç yıllık iktidar yıpranmışlığına rağmen o hâlâ tüm muhtemel seçimlerin tek ciddî ve favori namzedidir.

Şu an , 2028 seçimlerine aday olacak mı? Halef hazırlıyor mu? Sağlığı el verir mi ilâ âhir süaller siyaset kulislerinde tedâvül ediyor.Yaşlandı,hastalandı,artık kontrolü kaybetti gibi dedikodular ağızdan ağıra yayılıyor.

“Diktatörler siyasetten tabiî yollarla çekilemezler” diyerek durumdan totaliter rejim eleştirisi ve kendince demokrasi propagandası çıkarmaya çalışan muhalif çevreler bir tarafa maalesef Cumhurbaşkanının kendi seçmeni bile bu hususta tereddüt sergiliyor.

Hayatta hiç bir şeyin bedelini ödememiş, hiç bir risk almamış, kimsenin keyfini kaçırmamış, vesayet odaklarına onları yaralayacak tek taş atmamış insanlar böyle ezbere konuşuyorlar.

Öncelikle şu çok iyi bilinmeli ki, bâtıl sistemle, sistem içi değişim ve dönüşüm araçlarını kullanarak mücadele etmiş, zulüm ve küfür düzenine meşru ve sivil bir kıyam ile kafa tutmuş liderler ancak vefatlarıyla siyasetten emekli olabilirler. İç ve dış kaynaklı o kadar illegal kişi ve grubun menfaat ve nüfuz çarkına çomak sokup, sonra normal tekâüde ayrılmak reel olarak zaten imkansızdır.Yaşatmazlar.

İntikam yeminleri havada uçuşurken, “verdiğimizi alacağız” hırsı içleri yakarken , “yargılanacaksınız, Silivri’nin soğuğunu tadacaksınız diyen şer odağı çakallara kaptırılacak lider yok bizde.

Türkiye siyasetinde emeklilik, mevcut sisteme sadakatle hizmet etmiş, bâtıl rejimle barışık, statükoyu tahkim etmiş, ülkenin İsrail, İngiliz ve Amerikan müstemlekesi olmasına göz yummuş siyasal figürler için mümkündür ve öyle de olmuştur.

Kenan Evren, Süleyman Demirel,Ahmet Nejdet Sezer ve maalesef Abdullah Gül gibi isimleri bu noktada şuurlu okuyucunun mütalaasına havale ediyorum.

Ama harbi devam eden, ideallerinin tamamı tahakkuk etmemiş olan için yumuşak yatakta ruhu teslim etme lüksü olmaz, olmamıştır.

Sultan Abdülhamit göz hapsinde, Sultan Vahidettin sürgünde, Sultan Abdülaziz cinayetle, Adnan Menderes idamla, Turgut Özal suikastla ömrünü tamamlamışlardır.

İlây-ı kelimetullah, Hakk’ın iradesini yer yüzünde hakim kılmak,kamu nizâmını ilâhî nizam kılmak gibi mefkuresi, derdi , hedefi olmayanlar bunu idrak edemez.

Eyt’den emekli olup, okey masalarında, stadyum localarında, pavyon köşelerinde, yurt dışı tatillerinde ömür denen ilâhî sermayeyi çarçur eden kimliksizler
ve şahsiyetsizler bu yüksek fikirleri hiç anlayamazlar.Anlamasınlar da.

Yedi kuşağına mal biriktirip, Başkent bürokrasisinde hâlâ yüksek getirili ihale kovalayan, türlü rezillikleri sümen altı edilsin diye yargıya rüşvet dağıtan, vekil dokunulmazlığı ile zırhlanmak için el etek öpen yalaka ve yavşak tipler anca müstakbel iktidar denklemlerine göre mevzi tayin etme derdine düşerler.
Düşsünler de.

Herkes ettikleriyle hatırlanacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.